yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2009 Perşembe

evlilik kalınlığı

evlilik kalınlığı diye bir şey var lan.
istisnasız her evlenen kişinin başına geliyor. ben çok inanmazdım buna, biz zaten evde çok yemek yiyen bir çift değiliz, onlar domestik aileler için diye düşünürdüm.
ancak evlendikten sonra göbek çevremde toplaşmış yağları birden bire farkedince (birden bire dediğim bir sabah kalktığımda aynada kendimi görünce değil tabi, anladın sen onu) bu sözün ne kadar gerçek olduğunu anladım. şu yukarıdaki abi gibi evrildim valla, gerçi ben sağdan ikinci gibiydim zaten

baktım ki gidiş kötü hemen bir eylem planı oluşturdum ve işe öncelikle yemeği kısarak başladım.

1- ekmek yenmeyecek, (istisna, belki sabah kahvaltısında kahvaltı niyetine ekmek arası peynir)

2- çikolata, cips, kuruyemiş, börek, pasta (allahım yazması bile güzel) yenmeyecek (istisna, haftada bir gün mesela pazar olabilir, maç izlerken biri tüketilebilir)

3- içki içilmeyecek (istisna, bakınız madde 2)

4- olabildiğince az pilav ve patates kızartması yenilecek, örneğin ızgara istediniz, bu hain restaurantlar yanına patates ve pilav koymayı adet edinmişlerdir, yanına bunlar yerine, yeşillik (bildiğin ot yani) istenecek.

5- olabildiğince çok su içilecek

6- akşamları yemek yenmeyecek, (valla oluyo bak ilk 2 gün acıkıyosun ama sonra alışıyosun)

7- yemekten hemen sonra meyve yenmeyecek (arkadaş karpuzu illa yemek sonrası sofrada mı yemeniz gerekiyo, gerçi mevsimi de geçiyor artık)

8- cola içeceksen cola zero iç, hem daha güzel hem de kalorisi yok

9- madde 6'da akşam yemeği yenmeyecek dedik ya, onun yerine meyve yiyebilirsin lan, acıktın di mi?

10- canın çok mu çikolata istiyor, çikolatasız yaşayamaz mısın? coco star diye bir çikolata var sadece 90 kalori al ondan ye ben her gün yiyorum tadı da çok güzel, (tabii 5 tane birden yersen bir anlamı olmaz)

11- dondurmanın da light'ı var, biz yedik güzel lan dene bak

12- spor spor spor diyoruz burada tamam yiyecekten kıstın ama spor da yapman lazım canım, ben mesela bir spor tesisine yazıldım (onu da sonra yazıcam hatırlat) sen de spor tesisine zamanım yok diyosan mesela apartmanda asansör kullanma merdivenden yürü ya da akşamları çık sokaklarda dolaş biraz kim karışır sana

efendim ben bu yukarıdakileri sadece 2 hafta yaparak 5 kiloya yakın verdim (valla lan), sen de haftada en az 2 kilo verirsin yukarıdaki formülle, garanti veriyorum bak hala düşünüyosun yaa, boşuna uğraşma diyet formülleriyle falan test edildi onaylandı diyorum sana

konu neydi ne oldu arkadaş, ben evlilik kalınlığımdan bahsetcektim aslında neyse o da başka yazıya artık, burdayız nasıl olsa kaçmıyoruz ya

10 Ağustos 2009 Pazartesi

öğrenci evlerinin önlenemez değişimi

hey sen, yeni bir eve mi çıkıyorsun, en iyi kankalarınla ortaklaşa bir hayat mı süreceksin? bu işi aralıksız 7 yıl yapmış bir adam var burada, farklı kişilerle farklı evlerde!! gel ben sana başına gelecekleri anlatayım

her şey başlarda çok güzeldir. herkes yeni bir eve çıkmanın yurttan ya da ailesinin yanından ayrılmanın ve kendi evinin olmasının verdiği gazla bir sürü sözler verir kararlar alır.

bu kararların belirli evrimi vardır gel bunları irdeleyelim.

yemek yapmak: ilk başta çıkan kişilerden biri muhakkak ki çok iştahlıdır bu konuda, hemen şöyle bir söz gelir, abicim yemekler benden ama yemek yaptığım günler bulaşığa dokunmam, ne güzel değil mi? herkes çok mutlu olur, eve çıkıyorlar ve yemek yapacak birisi var, ne oalcak canım bulaşıkları yıkayıveririm iki dakikamı almaz zaten..

bulaşık : abi bu evde her şeyi sırayla yaparsak bir problem olmaz, her gün birimiz yıkar bulaşığı, hmm peki eve misafir geldiğinde ve çok kişi olduğumuzda o gece bana denk gelirse, ertesi gün sadece bir tabak olursa ne olacak, (evet doğru duydunuz çatlamalar başlıyor) eee abi herkes şansına küssün o zaman

temizlik : burada da cengaver gençler bulaşıktaki kuralı baz alıyor tabii, sırayla temizleriz abii, bu hafta ben banyoyu temizlerim sen yerleri çekersin, bilmem kim de camları siler.. hahahaha işte en çok buna .ötümle gülüyorum ben, canlarım benim camları silmekten falan bahsediyolar ütopik kuşlarım

oda paylaşımı : "abii şimdi zaten kura ile odaları belirledik, bir tane de ortak oda olur, televizyonu falan oraya koyarız, akşamları orada takılırız." ulen senin kız arkadaşın gelip aşk-ı memnu vb. diziler izlemek isteyince ben ne yapıcam, italya ligini telepatik yolla mı izleyecem

kira, su elektrik para mevzuları : genelde birinin üzerine yıkılır sonrasında da bu otomatik ödeme talimatı veren kişi internetine bile karışmaya başlar artık

alışveriş : abii beraber çıkalım alışverişe sonra 3'e böler herkes payına düşeni öder, tabi tabi daha sonra senin o gotik arkadaşınla içinde benim de payım olan bütün peynirleri ve salamları yiyince görücem ben seni

bu akşam benim hatun gelcek ortalığı temiz tutun ayakları : bak buna hiç girmiyorum bile

sonra ne mi oluyor; bak çok değil 5 ay sonrasını yazıyorum sana

- yemek yemek için bulaşık dağından alınan tabak ve ızgarayı önce yıkayıp, kullandıktan sonra aynı dağa gönderen insanlar

- temizlik sırasında uyulmadığı ve artık öyle bir sıra olmadığı için bok götüren bir ev, tiksinilen bir tuvalet

- herkes birbirinden nefret ettiğinden dolayı sadece evde kimse yokken kullanılan salon, evde birileri varken odasından çıkmayan insancıklar

- yapılan alışveriş sonrası yiyeceklere isim yazmalar, ya da kendi odasında saklamalar

- elemanlara internette kota aşıyolar diye kızdığın için ihtiyacın olmasa bile indirdiğin filmler

- evde görmemek için uğraştığın insancıklar, kampüste görünce selamlaşmalar falan..


ne?!?!?!

sizin ki farklı mı?

siz de olmaz mı öyle şeyler? siz çok iyi arkadaşsınız ve hepiniz titiz misiniz? en kötü kız arkadaşlarınız gelip temizler öyle mi?

bak 7 yıl farklı insanlarla farklı mekanlar diyorum sana, benim etrafımdaki kişileri de sayarsan tersini görmedim daha, çıkma demiyorum hobi olarak yine çık ama kankanla çıkma, bil ki eve çıktığından itibaren artık o senin kankan değil.

güldürmeyin olm beni..

5 Ağustos 2009 Çarşamba

garsonlar beni görmüyorlar

şimdi hatunla güzel bir yere gidiyorsun, hemen etrafında bir garson ordusu, hoşgeldiniz efenimler, ne arzu edersinizler, menüyü gözüme doğru sokmalar falan insanı havaya sokuyorlar

bir de ilk kez gittiysen güzel bir izlenim bırakmak için daha da bir kasıyor abiler tabii ki, ulan zaten heyecanlıyım, yemeğe çıkmışım, belki karşıdakinin aklını almaya çalışıyorum, ya da etkilemeye çalıştığım bir arkadaşımla çıkmışım bir de garsonlar böyle hareketler yapınca iyice gaza geliyorum, kendimi bir şey sanmaya başlıyorum.

gidip menüdeki en alengirli şeyleri ısmarlıyorum, eşim her seferinde bildiğin şeyleri ye en azından karnın doysun dediği halde, ben değişik maceralara atılıyorum aklımca, en alengerli ve tabii ki en pahalı yiyecekleri istiyorum. sonunda önüme kuş kadar (kuş dediysem minik serçe) bir et parçası (bilmem ne ile marine edilmiş) getiriyorlar, yanında iki tutam yeşillik bir de sos adı verdikleri değişik renklerdeki sıvıları gezdiriyorlar üzerinde al sana egzantirik yemek. bir de benim gibi bir adamın bununla doymasını bekliyorlar.

neyse yemekleri ve içecekleri içiyoruz, tatlı kısmında yemek isimlerinden yediğim kazığın aynısından yememek için, kadıköy rıhtımda da yiyebildiğim sütlü tatlılardan söylüyorum en azından açlığımı böyle gidermeye çalışıyorum.

neyse yemek bitiyor ben doymamış bir şekilde hesabı alayım da bir an önce eve gidip bir şeyler atıştırayım telaşındayım.

işte o an, garsondan hesabı isteyeceğim an...

sanırım bu garsonların belinde bir cihaz var, kim ki hesap istemek için garson aramaya başlasa hemen bu titreşerek onlara haber veriyor ve kaçışmalarını sağlıyor.

tüm yemek boyunca değişik muhabbetler açıp, aç kalma uğruna farklı yemekler deneyen ben, birden tüm yemek boyunca yaptığım karizmayı yerlerde süründürmeye başlıyorum. her türlü el hareketini yaptığım halde hiç bir şekilde garsonların ilgisini çekemiyorum, halbuki bir baksalar bana, hemen elimle havaya bir amza atacağım ve hesabı istediğimi belirteceğim kendilerine.

uzun uğraşlar verdiğim halde beni hiç bir şekilde kaale almayan garson karşıdaki kişinin en ufak bir hareketi ile dönüp bakıyor. karşıdaki kişi yıllardır hesap isteyen bir görünümde artık, 1 - 0 öne geçti, hani derler ya doksana takıyor golü, ben ezik ve restoran içinde her türlü şebekliği yapmış bir şekilde tabağımda sütlü tatlıdan kalan kırıntıları sıyırıyorum ve bu hareketimle bir gol daha yiyerek geceyi mağlup tamamlıyorum.

içime oturuyor, açlığım da geçiyor bu sayede, her seferinde olduğu gibi bu sefer de garson abilerin bellerinde taşıdıkları alet devreye giriyor işte.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails