kayınvalidem bizdeydi dün, halk arasındaki adıyla kaynana, geldi yemekler yaptı, dizi izledi, muhabbet ettik, seviyorum galiba kendisini, hep gelsin kalsın (di mi karıcıımm)
neyse konuyu dağıtmayayım, bizim evde son 1 yıldır iki kere aşkı memnu dizisi izlendi, ilki aydından benim annem geldiğinde olmuştu, ikincisi de dün kaynanam sayesinde, açıkcası ben en fazla 10 dakika dayanabildim, kurulan özlü cümleler, birbirlerine attıkları salak bakışlar, hodingleri mi ne var bunların para içinde yüzüyorlar anladığım kadarıyla, hep böyle bir mutsuzluk, birbirini çekememe, ihtiras, aldatma falan valla içim bayıldı, dedim ya 10 dakika dayanabildim diye, gittim içerde bilgisayar oynadım, yapmıyodum uzun zamandır güzel oldu vala
en sevdğim şeylerden biridir, biri bildiği bir diziyi izlerken salak sorular soruyorum, bir de türk dizisi olunca iyice işin içinden çıkılmıyor, izleyen kişiye eziyet oluyor.
- şimdi bu kadına niye matmazel diyorlar (öyle çünkü) hmmm
- peki bu adam niye yalan söyledi şimdi (çünkü daha önce diğeriyle beraber olmuştu) haaa anladım
- bu adam niye buna bağırdı ki durduk yerde (çünkü daha önce ağızdan öpüştüler) uuuuuu aman allahım
bu ve bunun gibi sorularla, küçük şok dalgaları gönderdim kayınvalideme, bir daha izlemeyeceğim bir dizi hakkında bilgiler almaya niyetim yoktu, maksat tamamen sabrını denemekti.
(bir dakika bir iş çıktı gidip gelicem bekleyin).....
(hah geldim, tabii siz bunu 1 saniyede okudunuz ama aradan yarım saat geçti)
neyse kayınvalidem sorularımı sabırla cevaplayadursun, aklıma geçen hafta bir kitapçıda gördüğüm dvd kapağı geldi.. kendisi aşağıda
herhalde dünyada öpüşme sahnesi sayesinde promosyonu yapılan başka bir dizi yoktur, dünyanın en güzel aktivitelerinden biri olan ve alalade her dizi de gayet normal bir şekilde karşılanan ÖPÜŞME durumu nasıl oluyor da bir satış stratejisine dönüşebiliyor, aklım almıyor
sahneyi bilmiyorum tabii ama, bir öpüşme olayı bile böyle büyütüldüğüne göre, bu ülkede bu kadar bastırılmış duygu olması normaldir, sonrasında yan baktı diye adam öldürmekte normaldir (mesajımı da veririm bu arada)
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Aralık 2009 Cuma
9 Kasım 2009 Pazartesi
turuncu günler
yaş: 8-9 civarları
yer: Ananemin evi / Aydın / Germencik
ilkokula gidiyorum, annem çalıştığı için, okul sonrasında ananemde kalıyorum, annem iş çıkışı beni alıyor eve gidiyoruz. Böyle olan son yıllarım belki de, bir daha ki sene elime bir anahtar tutuşturuyorlar ve ben her okul sonrası eve gidip annem ve babamın gelmesini evde bekliyorum.
okul bitmiş yine, allahtan örtmen (öğretmen değil örtmen) z ödev vermiş bugün, hemen bitiriyorum, artık içim rahat bu akşam vicdanım sızlamadan televizyon izleyebileceğim allahım,
ananemin evi 2 katlı, annem gelmeden önce diyorum, bir keşif turuna çıkayım, üst kata çıkıp artık kullanılmayan bir odaya dalıyorum, odada bir dolap var içini açıyorum, dolapta bir kutu, onu da açıp karıştırmaya başlıyorum.
allahım, sanki bir ajanım ve bana verilen gizli görevi yerine getiriyorum, kutudan mektuplar çıkyor 3-4 tane mektup, mektubu açıyorum ve anlıyorum ki zamanında annemin arkadaşlarıyla yazıştığı mektuplar bunlar.
büyük bir heyecanla açıyorum mektupları, öncelikle zarf dikkatimi çekiyor, zarfın iç tarafları ve mektubun yazıldığı kağıdın yanları, o dönemin meşhur film ya da şarkı isimleri ile donatılmış, arım balım peteğim, senede bir gün vb. yazılar değişik renkte kalemlerle bir potpori oluşturmuş.
mektuplaşmalar, annemle bir kız arkadaşı arasında geçiyor, daha önce aynı okuldalarmış ama kız başka bir okula gidince aralarında mektuplaşmalar başlamış.
o kadar saf ve güzel yazılmış mektuplar ki, bugün hala hatırlıyorum, yeni okulunu sevmiş ama onsuz çok mutsuzmuş, keşke annem de yanında olsaymış, eskisi gibi beraber dolaşabilselermiş,
sanırım her kadının hayatının bir döneminde, ikizi gibi dolaştığı bir kız arkadaşı oluyor, erkeklerde böyle değil bu, ama tanıdığım her kadının hayatında böyle bir arkadaşı olmuş, herhalde o kız da annemin "ikizi"ydi.
yazı karakterleri, y'lerin çengelleri dikkatimi çekiyor, acaba ben de böyle yazabilir miyim bir gün diye düşündüğümü hatırlarım. tüm mektupları okuyorum, aşağıdan ananem bağırıyor "oğlum nerdesin" diye. mektupları bir ajan misali hiç elenmemiş gibi kıvırıp yerlerine bırakıyorum.
nasılsa aklıma geliverdi geçen gün, ne güzel günlermiş onlar, saf, temiz, arı balım peteğim günlermiş, turuncu günlermiş,
bir dahaki gidişimde, ananemin evinin o üst katına çıkıp tekrar bulacağım o mektupları, ve kendi kitaplığımın en güzel yerinde saklıyacağım, ileride, ne kadar güzel günler, saf duygular yaşanırmış görmek için.
şimdi facebook ta tarla ekip biçenleri görüyorum, üzülüyorum..
yer: Ananemin evi / Aydın / Germencik
ilkokula gidiyorum, annem çalıştığı için, okul sonrasında ananemde kalıyorum, annem iş çıkışı beni alıyor eve gidiyoruz. Böyle olan son yıllarım belki de, bir daha ki sene elime bir anahtar tutuşturuyorlar ve ben her okul sonrası eve gidip annem ve babamın gelmesini evde bekliyorum.
okul bitmiş yine, allahtan örtmen (öğretmen değil örtmen) z ödev vermiş bugün, hemen bitiriyorum, artık içim rahat bu akşam vicdanım sızlamadan televizyon izleyebileceğim allahım,
ananemin evi 2 katlı, annem gelmeden önce diyorum, bir keşif turuna çıkayım, üst kata çıkıp artık kullanılmayan bir odaya dalıyorum, odada bir dolap var içini açıyorum, dolapta bir kutu, onu da açıp karıştırmaya başlıyorum.
allahım, sanki bir ajanım ve bana verilen gizli görevi yerine getiriyorum, kutudan mektuplar çıkyor 3-4 tane mektup, mektubu açıyorum ve anlıyorum ki zamanında annemin arkadaşlarıyla yazıştığı mektuplar bunlar.
büyük bir heyecanla açıyorum mektupları, öncelikle zarf dikkatimi çekiyor, zarfın iç tarafları ve mektubun yazıldığı kağıdın yanları, o dönemin meşhur film ya da şarkı isimleri ile donatılmış, arım balım peteğim, senede bir gün vb. yazılar değişik renkte kalemlerle bir potpori oluşturmuş.
mektuplaşmalar, annemle bir kız arkadaşı arasında geçiyor, daha önce aynı okuldalarmış ama kız başka bir okula gidince aralarında mektuplaşmalar başlamış.
o kadar saf ve güzel yazılmış mektuplar ki, bugün hala hatırlıyorum, yeni okulunu sevmiş ama onsuz çok mutsuzmuş, keşke annem de yanında olsaymış, eskisi gibi beraber dolaşabilselermiş,
sanırım her kadının hayatının bir döneminde, ikizi gibi dolaştığı bir kız arkadaşı oluyor, erkeklerde böyle değil bu, ama tanıdığım her kadının hayatında böyle bir arkadaşı olmuş, herhalde o kız da annemin "ikizi"ydi.
yazı karakterleri, y'lerin çengelleri dikkatimi çekiyor, acaba ben de böyle yazabilir miyim bir gün diye düşündüğümü hatırlarım. tüm mektupları okuyorum, aşağıdan ananem bağırıyor "oğlum nerdesin" diye. mektupları bir ajan misali hiç elenmemiş gibi kıvırıp yerlerine bırakıyorum.
nasılsa aklıma geliverdi geçen gün, ne güzel günlermiş onlar, saf, temiz, arı balım peteğim günlermiş, turuncu günlermiş,
bir dahaki gidişimde, ananemin evinin o üst katına çıkıp tekrar bulacağım o mektupları, ve kendi kitaplığımın en güzel yerinde saklıyacağım, ileride, ne kadar güzel günler, saf duygular yaşanırmış görmek için.
şimdi facebook ta tarla ekip biçenleri görüyorum, üzülüyorum..
28 Ağustos 2009 Cuma
çıkar ayakkabılarını
"içeriye ayakkabılarınla girme, kırıcam ayaklarını" annemin en çok kullandığı kalıplardan birisiydi.
tam okula gidecekken ayakkabılarımı giymiş olurdum, zaten bağcıklarını bağlamayı yeni öğrenmişim, bir de onları tekrar çözüp aynı işkenceyi tekrar etmeyi istemezdim. ama ne yapayım okur, ha! ne yapayım, defterlerim uzanamayacaım bir yerde kalmış işte, mecburen ben de emeklemeye başlardım.
tam okula gidecekken ayakkabılarımı giymiş olurdum, zaten bağcıklarını bağlamayı yeni öğrenmişim, bir de onları tekrar çözüp aynı işkenceyi tekrar etmeyi istemezdim. ama ne yapayım okur, ha! ne yapayım, defterlerim uzanamayacaım bir yerde kalmış işte, mecburen ben de emeklemeye başlardım.evet efendim, bugünkü konumuz emeklemek, yapmayan yoktur diye düşünüyorum, hızlı ve acele bir şekilde (ya da bende mevcut bulmuş hali ile üşenildiğinde) evin içinden bir şey alınacaksa, anne faktörüne karşı olay mahalline emekleyerek varılırdı.
ya da dışarıda oyun oynadığında çok susamışsındır mesela, bir 5 dakika eve çıkıp su içmek istemişsindir, evde kimse yoksa bile emekleyerek içeri girersin ki, herşeyi süpersonik olarak algılayan anne tarafından sonrasında dayak yemeyesin.
nereden aklıma geldi bu emekleme işi derseniz, bana her seferinde ayakkabılarımla içeri giremeyeceğimi tembihleyen karımın, bu sabah kitabını almak için ayakkabılarıyla seke seke içeri gitmesi sonrası derim.
sanki sekerek basınca iz olmuyor, kadın aklı işte ehehe..
tamam lan vurmayın kadınlar zekidir. biz erkeklerden de zekidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

