Üniversitedeyken, çok zor olurdu sınavlar, sınavların zorluğu bir yana doğru düzgün derse gitmezdik, arkadaşlarla kaldığım evde diğerlerinin bölümleri kolaydı, o yüzden sınavdan bir gece önce odama çekilir sabaha kadar çalışmam gerekirdi.
işte böyle geceler bazen fener maçlarına denk gelirdi, mecburen radyodan dinlerdim maçı, rakipler kazanırken fenerbahçem yenilirdi, anlatması zor bir sıkıntı basardı içimi, bir de üzerine ders çalışmak zulüm gibi gelirdi.
geçtiğimiz hafta sonu tam da böyle hissettim işte, anlatması tarifsiz bir sıkıntı..
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mart 2010 Salı
19 Şubat 2010 Cuma
avrupa basiretsizliği
dün maçı izlerken şunu düşündüm, acaba biz ne gibi bir yanlış yaptık, taraftar olarak ne gibi bir günah işledik ki, sırf verem olalım diye, sırf üzülelim diye böyle yapıyorlar.
avrupada maça çıkınca resmen basireti bağlanıyor takımın, yani karşı takımın oyuncuları aynı olsaydı da, üzerlerine ne bileyim bir gençlerbirliği, gaziantep, bursaspor, ankaragücü forması geçirsek böyle mi oynardı fener
guiza böyle oynardı yine evet, tekrar soruyorum bizim suçumuz nedir abi, bu adama mecbur kalıyoruz ve her maç böyle üzülüp duruyoruz. ne bizim suçumuz ki karşı takımın önüne gol atsın diye pas veriyoruz. zorla gol yiyoruz. hep destek tam destek ikinci maçta yine yanında olacağız takımımızın, ama yazık değil mi yaa, bu kadar kolayken yapamamak yazık değil mi.
üzüldüm lan
avrupada maça çıkınca resmen basireti bağlanıyor takımın, yani karşı takımın oyuncuları aynı olsaydı da, üzerlerine ne bileyim bir gençlerbirliği, gaziantep, bursaspor, ankaragücü forması geçirsek böyle mi oynardı fener
guiza böyle oynardı yine evet, tekrar soruyorum bizim suçumuz nedir abi, bu adama mecbur kalıyoruz ve her maç böyle üzülüp duruyoruz. ne bizim suçumuz ki karşı takımın önüne gol atsın diye pas veriyoruz. zorla gol yiyoruz. hep destek tam destek ikinci maçta yine yanında olacağız takımımızın, ama yazık değil mi yaa, bu kadar kolayken yapamamak yazık değil mi.
üzüldüm lan
6 Şubat 2010 Cumartesi
basın tribününden maç izlemenin güzelliği
en sonunda bu da oldu ve ben bir fener maçını basın tribününden izleme olanağına nail oldum. nasıl bir sevinçle izledim anatamam, bir de fenerim net bir galibiyet alınca daha bir mutlu oldum.
tabii basından olmadığım için bir arkadaş vasıtasıyla girebildim. girdiğim arkadaş ta çok muhabbetim olmayan biriydi. böyle muhabbetinin çok olmadığı biriyle yan yana durmak çok zor oluyor, muhabbet etsen konun kısıtlı, fenerden muhabbet açayım diyorum, ulan takım da tıkır tıkır, hani kötü oynasa diyeceğim ki, bu adam burda oynamamalı, şu şöyle olmamalı, ancak takım iyi oynayınca o muhabet olanağı da bitti.
hava da bir soğuk bir soğuk, ancak bir yerlerden sıcak geliyor, nereden bu diye kafamı kaldırdım, sıra sıra elektrik sobası dizmişler stadın tepesine, herkes adamlar ne düşünceli derken, ben direkt kafadan ulan bunlara ne kadar elektrik parası geliyodur yaw mantığındaydım, türk elektrik mühendisi böyle oluyor
uzun zamandır maça gitmiyordum, taraftarı özlemişim, ancak ne yalan söyleyeyim, kale arkasındaki keyfi alamadım, bir kere kimse bağırmayınca sen de bağıramıyorsun, ee bağırmadıktan kendini yırtmadıktan sonra ne anladım ben o işten, bir tek sarı lacivert şampiyon fener diye bağırırlarken fener kısmı bize denk geldi fener diye bağırdım. o da fıstıktan sayılır hani.
inşallah, kupayı kaldırırız da, kupa kutlama törenlerine gideriz, amin
kendi çekimimdir canım
hava da bir soğuk bir soğuk, ancak bir yerlerden sıcak geliyor, nereden bu diye kafamı kaldırdım, sıra sıra elektrik sobası dizmişler stadın tepesine, herkes adamlar ne düşünceli derken, ben direkt kafadan ulan bunlara ne kadar elektrik parası geliyodur yaw mantığındaydım, türk elektrik mühendisi böyle oluyor
elektrikli ısıtıcılar
uzun zamandır maça gitmiyordum, taraftarı özlemişim, ancak ne yalan söyleyeyim, kale arkasındaki keyfi alamadım, bir kere kimse bağırmayınca sen de bağıramıyorsun, ee bağırmadıktan kendini yırtmadıktan sonra ne anladım ben o işten, bir tek sarı lacivert şampiyon fener diye bağırırlarken fener kısmı bize denk geldi fener diye bağırdım. o da fıstıktan sayılır hani.
inşallah, kupayı kaldırırız da, kupa kutlama törenlerine gideriz, amin
26 Ekim 2009 Pazartesi
tembelim mütemadiyen
daha önce dediğim gibi, fenerbahçe stadının hemen yanında oturuyorum (bakınız şurada da bahsetmişim.) ve koyu denebilecek bir fenerbahçe taraftarıyım.
evden görünüş
bu da evin diğer cephesinden görünüş
ama dedim ya, tembelim mütemadiyen
Not: ha bu arada bir mahsun mor menekşe ağlıyor mu ne? ehehe
31 Temmuz 2009 Cuma
fenerbahçe sevgisi ağrı dinlemez
evimin stadın yanında olmasından dolayı gayet rahat bir şekilde hazırlanıyorum. maç 21.45'te başlayacak, saat 21:00 oldu ben hala evde yorum izliyorum, sonra uğurlu çizgili formamı geçiriyorum sırtıma, bu geceyle ilgili korkum karşı takım değil, beni 2 gündür süründüren mide şikayetim. biletimi kale arkasından aldığım için muhtemelen tüm maç ayakta durmam gerekecek, fenerime değer diyorum ve atıyorum kendimi sokağa. taraftar yeni formaları çok sevmiş anlaşılan her 3 kişiden birinde bu formalardan var, ancak kim ne derse desin en güzeli benim giydiğim çizgili forma, fenerbahçe ruhunu en iyi yansıtan o.saat: 21:15 fenerbahçe stadının 23 numaralı kapısının önüne geldik kardeşimle, tüm kale arkası biletler satıldığı halde, fenerbahçenin bu sezonki ilk resi maçı olduğu halde kapıda hiç kuyruk yok, içeri giriyorum. bir sinema izleyicisi gibi sıra e koltuk numaramı bulup yerime oturuyorum. fenerbahçe seyircisinin ne kadar şanslı olduğunu bir kere daha görüyorum, stadın tuvaletine giriyorum (mide şikayetimi yazmışmıydım) koridorlarda LCD tv'lerden galatasaray maçı veriliyor. bir yandan onu izliyor seyirciler.
aha takım çıktı sahaya, her futbolcuyu tek tek çağıracağız şimdi, ilk gelen kaptan alex, sonrasında her futbolcu tribünlere çağırılıp yumruk şov yapıyor, dün tek gel(e)meyen ise sesimizi dymayan bilica oluyor. normalde yedekler çağırılmaz tribünlere o gün oynayacak ilk 11 deki futbolcular gelirler, ancak dün mehmet topuz'da çağırılıyor. kestirdiği saçlarıyla selamlıyor herkesi.
dikkatimi çeken başka bir şeyde tribün tezahüratlarındaki değişiklikler oluyor. eskiden galatasaraya iğneleyici tezahüret yapan taraftar artık beşiktaşa yüklenmekte, tüm tezahüratlar beşiktaş aleyhine yapılmaya başlanmış, demirören sağolsun çok antipatisini kazanmış taraftarın.
maç sırasında herkes ayakta şov yapıyor fenerbahçe ve özellikle emre, ancak ben her 15 dakikada bir oturmak zorunda kalıyorum, midem rahat bırakmıyor beni.
maç analizine girmeye hiç niyetim yok zaten onlarcası bulunabilir, gördüğüm o ki taraftar futbolu
özlemiş, dün gece bağrına bastı takımı, koşan pas yapan takım oldumu kendimizden geçiyoruz.
maç bitiyor 5-1 kazanıyoruz, zaten 10-15 kişi gelmiş olan honved taraftarı bir 30 dakika daha bekleyecek statta, maç bittikten 10 dakika sonra dışarıda oluyorum, yaklaşık 50.000 kişi 10 dakikada boşaltabiliyor stadı, sokaklarda köftecileri ve su satanları yararak ilerliyoruz, eve gitmem lazım bir an önce eve gidip tuvalete girmem lazım, kardeşimi otopark çıkışının orada bırakıyorum, evine gidecek olan futbolcuları görme ümidiyle çıkışta bekleyecek çünkü
5 dakika sonra evde oluyorum, mutluyum, fener kazanmış ben maçı kazasız belasız izleyebilmişim. zoom'u küçük fotoğraf makinamla çektiğim fotoğraflardan futbolcuları seçmeye çalışıyorum ama nafile koca kafasıyla roberto carlos'u tanıyabiliyorum sadece. özlemişim futbolu, curcunayı, sarı lacivert sokakları, ağrı çeksem de, hep bir ağızdan bağırmayı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



