22 Ekim 2009 Perşembe

NEFES VATAN SAĞOLSUN



Dikkat: Spoiler içeriyor olabilir

Dağıldım, darmadağın oldum
nefes, nefesimi utarak izlediğim filmlerden biri oldu.
her ne kadar içinde vatan sevgisi olsa da, mecburen orada olan ve bir kafesin içinde ölümü bekleyen çocuklara hüzünlendim.
daha kolay yürüyelim diye koşturuyoruz çocukları dedi yüzbaşı, siz ankarada istanbulda yaşayabilin diye biz bu dağlarda ölüyoruz dedi. seni seviyorum diyebilmenin erkeklikle alakası olmadığını algıladı, bu dağları da ankara kadar sevdim ben diye söyledi.

askerliğini yapıp ta etkilenmeyecek bir türk evladı olabileceğini düşünmüyorum.

inanılmaz güzel çekilmiş sahneler, inanılmaz gerçekçi hikayeler vardı, izlediğim salondaki erkeklerin çoğu hüngür hüngür ağladı bazı sahnelerde, en taş kesilen adamı ble ağlatabilecek bir film bu, herhalde sırf bu yüzden sonuna bir şarkı sahnesi daha eklemişler, ağlayanlar gözyaşlarını silsin rezil olmasın diye.

yıllardır amerikan dayatması vietnam filmlerinde etkilenen bünyeyi kendinden geçirtmiştir.

şimdi ben öyle çok milliyetçi bir adam değilim, görüşüm de sağ odaklı değildir açıkcası, ancak eşimin de beni eleştiridiği bir noktam var, ölsünler istiyorum. o dağlardaki tüm kürtlerin kökü kazınsın istiyorum. adam gibi aşağıya inmiyorlarsa cesetlerini indirelim istiyorum.
çok şiddet yanlısı bir adam da olmamama rağmen hislerim böyle engelleyemiyorum işte, o yüzden filmin sonunu beğenmedim (izleyince anlayacaksınız),
öyle bişey olmaz arkadaş, filmin tek eleştirdiğim noktası orası, ya da ben çok kötü ruhlu bir insan da olabilirim, ama kendimi yazdığım bir yerde, kendi içimden gelmeyen şeyler yazamam, yazmamalıyım, bu konuda hümanist, dost yanlısı bir tutumum yok.

Not: her nekadar arabesk gelse ve burun kıvırsak ta, sondaki emrah şarkısını bilmeyen yoktur herhalde, götür beni gittiğin yere

21 Ekim 2009 Çarşamba

içinde alçı geçmeyen çocukluk

bu sabah tuvalette uykusuz okurken bir şey farkettim.

ben hayatım boyunca hiç kolumu kırmamışım lan, ya da ayağımı


bu yüzden hiç okula alçı ile gitmemişim, hiç alçımın üzerine imza atmamışlar, sınıftakileri başımda toplayıp, nasıl kırdığımı veya nasıl alçıya alındığını anlatmamışım.

aralarda "olm çok kaşınıyo ama alçı var işte" deyip gözlerimi yere devirerekten hüzünlü bakışlar atamamışım.

içimde kalmış resmen, bu saatte sonra kırsam da başımda toplancak öğrenci bulamıycam, hem bu yaştan sonra üzerinde kırmızı ya da mor kalemle "geçmiş olsun arkadaşım" yazan bir kolla gezemem ben.

13 Ekim 2009 Salı

nefret ediyorum

- Kadıköyde her allahın günü horon çeken karadenizlilerden, kafa bu kafa
- gelicem gelicem diyip son dakika bahane uydurup gelmeyen hıyarlardan,
- kalabalık bir ortamda dans etmeye çalışırken, içkinin etkisiyle etrafına dikkat etmeyip ona buna çarpan kişilerden
- bi bok iş yapmayıp yapıyomuş gibi görünen dalkavuklardan, nedir bu işin sırrı çözemiyorum
- kendini acındırıp, her olayı dram haline getiren insanlardan, yemezler yavrum
- koltuk altlarından terleyenlerden, o nasıl bir örüntü öyle yaw
- normalde konuşmayıp, iki satır aramayıp, facebook üzerinden arkadaş canlısı olan kediciklerden, bi gidin lan
- araba kullanmayı bilmeyip trafiğe çıkıp, bir de iyi araba kullandığını sananlardan, boşalt lan emniyet şeridini
- sakin sakin giderken öndeki arabayı sollayacakken, arkadan gelen arabanın ön arlarına abanmasından, güç denemesi yapıyo sanki öküz
- yapmacık gülüşlerden, hemen çakarım ona göre
- devamlı toplanıp toplanıp karar alan ama bir türlü hayata geçirmeyen mesai arkadaşlarından, olm yapmıcaksanız niye toplanıyonuz o zaman
- E-5'te çiçek yada bilimum gereksiz eşya satanlardan, trafiğin nedeni sensin
- 18 yaşında üniversitede okuyup, bir kaç kitap okuyunca tüm hayatın anlamını çözdüğünü sananlardan, gel anlatayım ben sana
- iş yoğunluğu nedeniyle bloguma yazı yazamamaktan, ehehe hadi len
- herhangi bir kuyrukta araya kaynayanlardan, hepiniz yanacaksınız
- kadıköy meydanını kuşatmış, son ses horon tepen karadenizlilerden, bak yine yazmışım bunlardan iki kat nefret ediyorum

9 Ekim 2009 Cuma

çanlar kimin için çalıyor

venedik
dünyanın belki de en romantik, en meşhur şehri

aşıkların kenti bir yerde, suyun üzerinde yüzlerce adadan oluşan bir yer, tüm adaları köprülerle birbirlerine bağlamışlar, gerçek anlamda bağlamışlar ama, zaten zeminde bir temeli olmayan adacıklar bunlar, diplerinde kazıklar var, zamanında osmanlı ile savaşırlarken de bu kazıkları çok kullanmışlar, gelebilecek saldırı tabii ki her yer su olduğu için denizden gelebilecekmiş ve denizden gelen osmanlıları gördüklerinde kazıkları ortaya çıkarıp gemilerin kıyıya yanaşmalarını engelliyormuş.

çok uzun bir çan kulesi var burada, bu kule her sabah esnafın dükkanlarını açması için, her akşam dükkanlarını kapatsınlar artık diye ve arada bir de halkı meydana toplamak ya da birilerini infaz etmek için kullanılırmış ve hala venediğe gittiğinizde bu saatlerde çanların çaldığını duyabilirsiniz.

biraz önce bahsettiğim gibi venedikliler neredeyse tüm tarihleri boyunca türklerle savaşmışlar ve tarihin birinde bir osmanlı komutanını esir tutmuşlar, bu komutan buradan kaçmış ve kaçarken de duvara bir gün bu saatte buraya döneceğiz yazmış, işte o tarihten sonra venedikteki bu çan kulesinde her gün o saatte (yaklaşık 12 civarları) çanlar çalıyor, türkler gelebilir dikkat edin diyw. bu çan bugün hala o saatte çalıyor.

ünlü çanlar kimin için çalıyor lafı da bu çan kulesi için söylenmiş bir sözmüş ve buradan geliyormuş

not: evet masal gibi oldu ben de biliyorum

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails